In Genel

Vekaletsiz İş Görmenin Türk Hukukundaki Yeri ve Niteliği

I- VEKALETSİZ İŞ GÖRME KAVRAMI

Vekaletsiz iş görme kurumu yirmi birinci yüzyılda doğmuş genç bir kurum değildir. Aksine, çok eski tarihlere kadar uzanmaktadır. Doktrinde kabul gören tanıma göre, sözleşmeye dayalı bir ilişki veya yasal bir zorunluluk bulunmaksızın bir kişinin başkasının hukuk ve menfaat alanına müdahale ederek iş sahibinin menfaatine veya kendisi yararına iş görmesinden doğan ilişki vekaletsiz iş görmedir. Bu duruma örnek olarak evde olmayan komşusunun evini su basmasını önlemek üzere kapıyı açtırarak komşusunun vanasını kapatmak verilebilir. Vekaletsiz iş görme kurumunun öncelikli hedefi taraflar arasında dengeyi sağlamaktır. Herkesin kendi işini kendi görmesi hakkı olduğu gibi kendi işine karışılmasını istememe hakkı da vardır. Bu kurum sayesinde üçüncü kişilerin müdahalesini engellemek, fakat aynı zamanda ihtiyaç halinde üçüncü kişilerin müdahalede bulunmasını hoş ve olumlu karşılamak mümkündür. Yukarıda değindiğimiz örnekte olduğu gibi, komşunun müdahalesi olası büyük bir zararın önüne geçilmesini sağlamıştır.

II- VEKALETSİZ İŞ GÖRMENİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Vekaletsiz iş görme, TBK m.526-531 arasında düzenlenen kanuni bir borç ilişkisini teşkil eder. Aralarında herhangi bir sözleşme yahut vekalet ilişkisi olmaksızın iş sahibinin iradesine ve menfaatine uygun olacak şekilde işinin görülmesi vekaletsiz iş görme kapsamındadır. Milletlerarası vekaletsiz iş görmelerin tanımında uluslararası bir uzlaşı bulunmadığından, bu konuda yeknesak bir bağlama kuralı yapmak, uzun süre gecikmiş ve oldukça zor olmuştur. Türk kanunlar ihtilafı hukukunda bu konuda hala bir kanun boşluğu mevcuttur. Bu boşluğun, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin kıyasen uygulanması ile doldurulması önerilmektedir. Vekaletsiz iş görmenin hukuki niteliğinin ne olduğu konusunda farklı görüşler mevcuttur.

  1. HUKUKA AYKIRI FİİL GÖRÜŞÜ – Vekaletsiz iş görmenin hukuka aykırı fiil olduğu yönündeki görüşü savunanlar her ne kadar iş sahibinin menfaatine yönelik olsa dahi onun izni olmadan hukuk alanına yapılan bir müdahale olduğunu ve bunun da hukuka aykırı bir fiil olduğu konusuna vurgu yapar. Fakat vekaletsiz iş görmenin temelinde toplumsal dayanışmayı desteklemek yattığından bahisle bazı hukukçular vekaletsiz iş görmenin hukuka aykırı bir fiil olarak kabul edilmemesi gerektiğini savunmuşlardır. Vekaletsiz iş görmenin temelini hukuka uygun olmayan fiiller de oluşturabilmektedir. Hukuka aykırı fiilden kaynaklanan vekaletsiz iş görme halinde haksız fiil hükümleri uygulanmaktadır.
  2. SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME GÖRÜŞÜ – Vekaletsiz iş görmenin hukuki niteliği hususunda bir diğer görüş ise Sebepsiz Zenginleşme görüşü olmakla beraber iş görenin yapmış olduğu masrafları faiziyle beraber iş sahibinden isteyebilecek olmasının sebepsiz zenginleşme olmadığı yönündeki görüşleri çoğaltmaktadır. İş görenin iradesine bakılarak iş gören, iş görme iradesi olmaksızın iş sahibinin işini görüyor ise bu durumda gerçek olmayan vekaletsiz iş görme mevcut olmakla beraber iş sahibi sebepsiz zenginleşeceğinden iki kuruma ait hükümler yarışacaktır.
  3. HUKUKİ İŞLEM GÖRÜŞÜ – Bir diğer görüş ise Hukuki İşlem görüşüdür. Bu görüşe göre vekaletsiz iş görme, vekalet sözleşmesinden farklı değildir çünkü iş sahibi açıkça rıza açıklamış olmasa dahi yapılan iş onun menfaatine yönelik olduğundan haberi varmış gibi kabul edilir. Vekaletsiz iş görmenin iradeden bağımsız olarak kanuni bir borç ilişkisi olduğu ve ancak iş sahibi, yapılan işi uygun bulduğu takdirde vekalet hükümlerinin uygulanacağına ilişkin TBK maddesi bu görüşü çürütmektedir.
  4. HUKUKİ İŞLEM BENZERİ FİİL GÖRÜŞÜ – Vekaletsiz iş görmenin fiili işlem veya hukuki işlem benzeri fiil olabileceğini doktrinde savunan görüşler mevcuttur. Fiili işlemler, hukuk düzeninin hukuki sonuçlar bağladığı irade açıklamalarıdır. Vekaletsiz iş görme de fiili işlem olarak kabul edilebilir. İş gören iş görürken sadece başkası için fiili bir sonuç doğurmaya yönelik irade taşıyor olmalıdır. İş görenin ayrıca hukuki sonuca yönelik bir irade taşıması gerekmez. Hukuki işlem benzeri fiil görüşünü savunanlar için iş görenin iş görme iradesinin bir sonuca yönelmiş olması değil açıklamış olması yeterlidir. Çünkü hukuki işlem benzeri fiiller toplumsal sonuçlar doğurmaya yönelik irade beyanlarıdır.

III- VEKALETSİZ İŞ GÖRME TÜRLERİ

TBK m. 526 ve m. 530 incelendiğinde m.526’da “başkası hesabına” ibaresi yer aldığı ve TBK m. 530’da “iş görenin menfaatine yapılması” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği görülmektedir. Buna göre vekaletsiz iş görme, iş görenin iş görme sırasında taşıdığı iradeye bağlı olarak gerçek ve gerçek olmayan olarak ikiye ayrılmaktadır.

A. GERÇEK VEKALETSİZ İŞ GÖRME

Gerçek vekaletsiz iş görmenin Kanunda tanımı yapılmamakla beraber doktrinde iş görenin yetkisi olmaksızın iş sahibine ait bir işi görmesi olarak tanımlanmıştır. Vekaleti olmaksızın başkasının hesabına iş gören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.

“Davacı, kendi çalıştığı … Otomotiv ile davalı şirket arasındaki araç kiralama sözleşmesi gereğince davalı şirketin ödemesi gereken bedeli, davalı şirket temsilcisinin söylemi üzerine sonradan tarafına ödenmesi kaydıyla kendisine ait kredi kartını kullanarak ödediğini ileri sürerek, ödediği bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, kiralanan araca ilişkin yapılan sözleşme ve ödemelerin şirket kayıtlarında mevcut olduğunu ve bu sözleşmeden dolayı … Otomotiv’e bir borcu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının vekaletsiz iş görme hükümleri doğrultusunda hareket ettiği ve vekaletsiz iş görme hükümleri doğrultusunda dava dışı … Otomotiv A.Ş.’ne husumet yöneltmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, davalı şirket lehine ödeme yaptığını, davalı şirketin borcunu ödediğini iddia ettiğine göre davalıya husumet düşer. Mahkemece işin esasına girilip, taraf delilleri toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.” Yargıtay 13. HD., E. 2017/6766 K. 2019/4230 T. 28.3.2019

Bu durumda iş sahibi, zorunlu ve faydalı masrafları ödemekle yükümlüdür. İş sahibinin yasaklamasına rağmen bu iş görülmüşse gerçek olmayan vekaletsiz iş görmeden bahsedilmektedir. Vekaletsiz iş gören kimse her türlü ihmalinden sorumlu olmakla beraber bu işi iş sahibinin karşılaştığı zararı yahut zarar tehlikesini gidermek için yapılmışsa sorumluluğu daha hafif olarak değerlendirilir. Yasaklamaya rağmen bu iş yapılmış ise beklenmedik halden de sorumluluk doğmaktadır.

B. GERÇEK OLMAYAN VEKALETSİZ İŞ GÖRME

Gerçek olmayan vekaletsiz iş görmede ise iş gören kimsede iş görme iradesi mevcut değildir. İş gören, bilerek veya bilmeyerek kendisine yahut 3.kişi yararına başkasının hukuk alanına girerek bir müdahalede bulunmaktadır.

“Davacılar, davalı ile birlikte malik oldukları tarla vasfındaki taşınmazların bilgi ve rızaları dışında 3. şahsa davalı tarafından kiraya verildiğini, elde edilen gelirden paylarına düşen miktarın ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya dair hakların saklı tutularak 3.500,00 TL’nin yasal faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacılar mülkiyet hakkına dayalı olarak davalının taşınmazlardan elde ettiği gelirden paylarına düşen bedeli istemişlerdir. Davalı vekaletsiz iş gören kişi konumundadır. Kira sözleşmesinden kaynaklı bir uyuşmazlık yoktur.” Yargıtay 13. HD., E. 2017/487 K. 2017/2341 T. 22.2.2017

Genel kabule göre gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hukuka aykırı bir fiildir. Sebepsiz zenginleşmedeki fakirleşme veya haksız fiildeki malvarlığındaki azalmadan bağımsız olarak gerçek olmayan vekaletiz iş görmede iş sahibi TBK m.530 gereğince fakirleşmeyi ya da zararı aşan menfaatleri de iş görenden talep edebilecektir. Böylece başkasına ait bir işi kendi menfaatine gören kişi buradan elde ettikleri menfaatleri iş sahibine vermekle yükümlü olmaktadır. İş sahibinin iş görmeden doğan faydaları edinme hakkının yanı sıra iş görenin işi görme sırasında yaptığı masrafları da zenginleştiği ölçüde ödemek durumundadır. İş görenin beklenmedik halden sorumlu tutulacağı TBK m. 527/II’ de yer almaktadır. Buna göre iş sahibinin iş görmeyi yasaklamış olması ve iş görenin hukuka ve ahlaka aykırı olmayan bu yasaklamayı dikkate almadan iş görmesi gerekmektedir. Yine aynı maddenin ikinci cümlesinde iş görenin bu sorumluluktan nasıl kurtulabileceği de düzenlenmiştir. Kanun, iş gören söz konusu işi görmeseydi de yine beklenmedik durumun gerçekleşecek olmasını ve aynı sonucun vuku bulacağını iş görenin ispat etmesi hallerini kurtulma şartı olarak aramaktadır. İş sahibinin vekaletsiz olarak görülen içi daha sonradan uygun bulması halinde vekalet sözleşmesi hükümleri uygulanır.

IV. VEKALETSİZ İŞ GÖRMENİN UNSURLARI A. İŞ GÖRME

Vekaletsiz iş görme kurumunun objektif unsurlarının başında “iş görme” gelmektedir. İş görme doktrinde “İş, insancıl bir gereksinme ya da onun karşılanmasına yarayabilen bir konu göz önünde tutularak yapılan her türlü insan etkinliğidir” şeklinde tanımlanmıştır. Burada önemli olan nokta hareketin aktif olmasıdır, pasif duruş yahut ihmali davranışlar iş görmenin konusunu oluşturmamaktadır. Bir diğer önemli nokta ise iş görmenin konusunu yalnızca hukuka uygun fiiller oluşturmamaktadır. Gerçek olmayan vekaletsiz iş görmede genellikle karşılaşılan hukuka uygun olmayan fiiller de iş görmenin konusunu oluşturabilmektedir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan hakların kullanılması vekaletsiz iş görme kurumunu kapsamamaktadır.

B. İŞİN BAŞKASINA AİT OLMASI

İşin başkasına ait olması unsurunda objektif ve subjektif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Dikkat edilmesi gereken iş görenin menfaatinin iş sahibinin menfaatini aşmıyor olmasıdır. Örneğin yüklenicinin eseri ayıplı olarak meydana getirdiği bir durumda eser sahibinin yükleniciye ayıp ihbarında bulunmaksızın ayıbı gidermesi ve bunun neticesinde oluşan masrafları yükleniciden vekaletsiz iş görme hükümlerine göre talep edebileceği konusu tartışmaya açıktır. Eser sahibi, iş gören konumundadır ve iş görme sırasındaki gözettiği menfaat, iş sahibin menfaatinin üzerine çıkmıştır bundan dolayı vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak masraf talebinde bulunamayacaktır.

C. VEKALETE SAHİP OLUNMAMASI

Vekaletin bulunmaması unsuru yalnızca vekalet sözleşmesini değil iş görenin herhangi bir sözleşmeden yahut kanundan doğan bir yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Örneğin, eşler yahut veli/çocuk arasında özel bir hukuki ilişki söz konusu olduğundan vekaletsiz iş görme hükümleri uygulanmamaktadır. Vekaletsiz iş görme ve yetkisiz temsil birbirlerine benzemelerinin yanında önemli farklılıkları barındırmaktadır. Vekaletsiz iş görme hem hukuki hem de her türlü aktif/fiili eylemleri kapsadığından uygulama alanı çok geniş iken yetkisiz temsil sadece hukuki işlemler ile sınırlandır. Aynı şekilde vekaletsiz iş görmede iş gören ile iş sahibi arasındaki ilişki incelenirken, yetkisiz temsil yetkisiz temsilci ile üçüncü bir kişi arasındaki ilişkiye yani dış ilişkiye ilişkindir ve TBK m. 46 uygulama alanı bulur.

D. BAŞKASI İÇİN İŞ GÖRME İRADESİNİN BULUNMASI

Başkası için iş görme iradesinin bulunması unsuru doktrinde tartışmalı olsa dahi iş görenin iş görme sırasında sadece eylemin sonucuna yönelmiş genel bir iradeye sahip olması gerektiğini benimseyen görüşü kabul etmek vekaletsiz iş görme kurumunun mantığına ve amacına daha uygun olacaktır. Ayrıca iş gören iyi niyet karinesinin bir gereği olarak iş görme iradesini ispatlamakla mükellef değildir. Aksi bir durum ise iş sahibi tarafından ispata muhtaçtır.

V. VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDE BORÇLAR

TBK Madde 526’ya göre “Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına iş gören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.” denmektedir. Vekaletsiz iş görme kurumunun konusunu başkasının menfaatini korumak üzere onun hakkına müdahaleyi oluşturduğundan, iş görenin başka bir önceliğinin olması da bu kurumun amacı ile bağdaşmaz. Kanun maddesi lafzında geçen “varsayılan irade” ise ilgilinin gerçek iradesinin alınamadığı durumlarda, ilgiliye sorulabilse idi, müdahaleye rıza gösterirdi şeklindeki bir tahmine dayanmaktadır. İş sahibinin menfaati ile iradesi birbiriyle çatıştığı durumlarda irade esas alınmaktadır. Kanun maddesi “ve” bağlacı kullandığı için yalnızca menfaatin bulunması ve iradenin örtüşmüyor oluşu bu kuruma engel teşkil eder.

Örneğin “A” ameliyat olmayı reddeden bir dini grubun üyesidir. Hastaneye gittiğinde doktor A’nın sağlığı için gerekli olan bir ameliyatı onun iradesine aykırı olarak gerçekleştirmiştir. Bu durumda doktor, A’nın iradesini dikkate almadığı için vekaletsiz iş görmeye dayanarak bir ücret talebinde bulunamayacaktır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken hastanın olası bir müdahaleye önceden reddetme iradesi gösterip göstermediğidir. Zira bilinci kapalı olarak gelen hastaya doktor objektif bir değerlendirme yaparak varsayılan iradeye dayanarak ameliyat edebilecektir. Biyotıp Sözleşmesi madde 9’da da açıkça belirtildiği gibi “Müdahale sırasında isteğini açıklayabilecek bir durumda bulunmayan bir hastanın, tıbbî müdahale ile ilgili olarak önceden açıklamış olduğu istekler göz önüne alınacaktır.” bu durumda doktor A için yapmış olduğu masrafları vekaletsiz iş görme gereğince talep edemeyecektir. Hekimin, hasta olarak kendisine başvuran kişi ile arasında bir hukuki ilişki kurulmaktadır. Bu hukuki ilişkinin niteliği, genel kabule göre vekalet sözleşmesidir. Hekim, vekalet sözleşmesi hükümleri uyarınca hastaya bakmakta, tıbbi müdahalede bulunmakta ve karşılığında ücret talep edebilmektedir. Hekimin hastaya uyguladığı tıbbi müdahaleyi hukuka uygun kılan en önemli koşul ise hastanın yeterince aydınlatılması sonucu gösterdiği rızadır. Fakat, acil tıbbi müdahalelerde veya tıbbi müdahalenin genişletilmesinin gerektiği durumlarda, hastadan rıza alınması mümkün olamayabilir. Böyle durumlarda hastanın varsayılan iradesinin yani tahmin edilen iradesinin hekimin tıbbi müdahaleyi gerçekleştirmesi yönünde olacağı öngörülüyorsa; hekim, hastanın rızasını aramaksızın bu müdahaleyi gerçekleştirebilmektedir. Hekimin gerçekleştirdiği bu müdahaleden kaynaklanan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 526. maddesi ve devamında düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümlerine tabi olmaktadır. Örneğin bir hekim tesadüfen hiçbir sözleşme ilişkisi olmaksızın acil durumdaki hastaya denk gelip hastaya müdahale ettiğinde vekaletsiz iş görme sorumluluğu gündeme gelecektir.

Vekaletsiz iş gören kimsenin başlanan işe devam etme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı kanunda açıkça belirtilmese dahi TMK madde 1 uyarınca “Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir” dürüstlük ve iyi niyet esas alınarak iş gören başladığı işi bitirmekle yükümlüdür. Bununla beraber gerçek olmayan vekaletsiz iş görme kapsamında böyle bir yükümlülük bulunmamaktadır çünkü işi gören kendi menfaati için işi görmektedir. Örneğin, kendi montu sanarak arkadaşının montunu kuru temizlemeciye götüren kişi montun kendisine ait olmadığı anladığında kuru temizlemeciye götürmekten vazgeçebilir.

VI. VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDE HAKLAR

İş gören, gördüğü işi iş sahibinin menfaatine uygun olarak gerçekleştirmiş ise, yaptığı zorunlu ve yararlı bütün masrafları TBK m.529 gereğince iş sahibinden talep edebilecektir.

“Davacı, davalı tarafından verilen vekaletname kapsamında, davalıya ait taşımaz üzerindeki binalar ve havuzda tadilat ve tamirat işlerini yaptığını masraflar neticesinde davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, savunarak; davanın reddini dilemiştir.

Davacı eldeki bu davasında, her ne kadar davalıdan aldığı vekaletname kapsamına göre davalıya ait taşınmazda bir takım inşaat ve tadilatlar yaptırdığını ileri sürmüş ise de; dosyada mevcut Astana Büyükelçiliği’ne ait 10.10.2011 tarihli vekaletnamenin gerçekten mahkemenin de kabulünde olduğu üzere inşaat ve tadilata ilişkin olmadığı, elektrik, su, doğalgaz ve benzeri işlerin yürütülmesi amacıyla verildiği görülmektedir.

Bilindiği üzere, vakıaları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak ve uygulanacak kanun hükmünü tespit edip, tatbik etmek hakime aittir. Somut olayda, davacı, davalının taşınmazı için bir takım masraflar yaptığından bahisle, bunların tahsilini talep etiğine ve ortada da buna ilişkin bir vekaletname olmadığına göre, davada vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerekeceği açıktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 529. maddesinde; ”İş sahibi, işin kendi menfaatine yapılması halinde, iş görenin durumun Sayfa 1/2 gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hakimin taktir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür. ..

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.” Yargıtay 13. HD., E. 2016/28472 K. 2020/2129 T. 14.2.2020

Zorunlu masraflar ile kastedilen iş görenin ifa etmesi sebebi ile iş sahibinde bir zararın meydana gelmesine engel olan masraflar iken faydalı masraflar ise, iş sahibini koruyan veya onun mal varlığına maddi değer katan masraflardır. Bu durum gerçek vekaletsiz iş görmede oluşurken gerçek olmayan vekaletsiz iş görmede iş sahibi faydalı masrafları edinebilirken zenginleştiği ölçüde iş görenin masraflarını karşılamak zorundadır. Bu hak bir şarta bağlanmıştır ve bu şart iş görmeden doğan bütün faydaları iş sahibine teslim etmiş olmalıdır.

TBK m.529 ile m.530 arasındaki farklılıklardan bir diğeri ise iş görmeden beklenen sonuç elde edilmemiş olsa bile iş sahibinden masrafları talep edebilecekken, TBK m. 530’e göre iş gören iş sahibinden sadece zenginleştiği ölçüde masraf talebinde bulunabilecektir. Madde 530’un lafzından da anlaşılabileceği üzere iş sahibi yalnızca zenginleştiği ölçüde iş sahibinin masraflarını ödemek değil aynı zamanda onu giriştiği borçlardan kurtarmakla da yükümlüdür. Örneğin on sekiz yaşına giren Alex’in yasal babası Peter’in, biyolojik baba olan Ahmet’ten sadece on sekiz yıl boyunca Alex’i kendi evladı sanarak yaptığı masrafları değil, biyolojik baba olarak bu masrafları yapmayarak bir kar elde etmiş ise onu da talep etmesi mümkündür. Verilen örnek gerçek olmayan vekaletsiz iş görmeyi oluşturmaktadır ve iş sahibi (yasal baba) bu zamana kadar yaptığı masrafları isteyebilecektir. İş sahibinin gördüğü iş dolayısıyla ücret talep edip edemeyeceği tartışmalı olsa da görülen iş bir sözleşmeye dayanmadığından ücret talep edilemeyeceğini kabul etmek daha doğru olacaktır. Gerçek olmayan vekaletsiz iş görmede is kişi kendi menfaatini gözeterek işi gördüğü için ücret talep etmesi doğru olmayacaktır.

Kanun koyucu vekaletsiz iş göreni iş görme sırasında yaptığı masrafları geri alamaması durumunda korumasız bırakmamış ve TBK m. 529/II’ da iş görene sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ayırıp alma hakkı tanımıştır

Gerçek vekaletsiz iş görmede iş sahibinin hapis hakkı mevcuttur. İş gören bu hakkını TMK m. 950’deki hükümleri kıyasen uygulayacaktır. Buna göre hapis hakkı, “alacaklının, borçlunun rızası ile zilyetliğini kazandığı bir taşınır veya kıymetli evrakı, borcun muacceliyet kazanması ve söz konusu şeyin alacak ile bağlantısının bulunması şartı ile borcu ödenene kadar o şeyi hapsedebilmesidir”. Bu hak yalnızca iş gören iyi niyetliyse kullanılabilmektedir, kötü niyeti hukuk düzeni korumamaktadır.

VII. VEKALETSİZ İŞ GÖRMEDE ZAMANAŞIMI

Yargıtay kararlarında ve doktrinde iş sahibinin alacak ve tazminat taleplerine ilişkin olarak TBK m. 146’da zikredilen on yıllık ve TBK m. 147’deki şartlardan birinin mevcut olması durumunda beş yıllık zamanaşımı sürelerinin geçerli olacağı yer almaktadır. Fakat iş sahibine tanınan beş ve on yıllık sürelerin gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hakkında uygulanmayacağı savunulmuştur. Bu görüşe göre gerçek olmayan vekaletsiz iş görme bir haksız fiildir ve bundan dolayı TBK m. 72’de yer alan haksız fiilin tabi olduğu iki ve on yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır.

KAYNAKÇA

Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 2 Oğuzman&Öz
YökTez Betül Nur Aydın, 874619 numaralı Hekimin tıbbi müdahalede vekaletsiz iş görmesi Yüksek

Lisans Tezi (Dokuz Eylül Üniversitesi, 2024)
YökTez Aynaz Uğur, 706165 numaralı Milletlerarası Özel Hukukta vekaletsiz iş görme Doktora Tezi

(Marmara Üniversitesi, 2022)

YökTez Hümeyra Merve Bayram, 567755 numaralı Vekaletsiz İş Görme Yüksek Lisans Tezi ( Ankara Üniversitesi, 2019)

Tandoğan H, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C. 2 (5. Bası, Vedat Kitapçılık 2010).

Tokbaş H ve Yüksel SR, Vekaletsiz İş Görmenin Kısa Şerhi (Aristo Yayıncılık 2018). Tokbaş H ve Yüksel SR, Vekaletsiz İş Görmenin Kısa Şerhi (Aristo Yayıncılık 2018).

Leave a Reply